Hamilelerde karın büyümesi kaçıncı haftada belli olur

GEBELİKTE (HAMİLELİKTE) KARIN NE ZAMAN BÜYÜR?
Hamilelikte karın ne zaman çıkar, karnım ne zaman şişer, göbek ne zaman büyür, karnım dışarıdan ne zaman belli olur, kaçıncı ayda kanım belirginleşir, kaçıncı haftada dışarıdan hamile olduğum anlaşılır, göbeğim kaçıncı haftada çıkmaya başlar, karnım ne zaman ortaya çıkar, karnım haftasın göre küçük mü, büyük mü gibi sorular anne adaylarının doktorlarına ve çevresindeki tanıdıklarına en çok sordukları sorulardan birisidir.

Anne adaylarının karın (veya göbek) büyüklüğü ile bu kadar çok ilgilenmesinin başlıca sebebi büyüklüğün bebeğin büyüklüğü ve gelişmesi ile ilgili olduğunu sanmalarıdır. Halbuki gerçekte karın büyüklüğü ile bebeğin gelişmesi çopu zaman birbirini tutmaz. Karnı büyük gibi görünen bir annenin bebeği daha az kiloda olabilirken, karnı daha küçük olan bir annenin bebeği daha kilolu olabilir.

Hamilelerde karın büyümesi kaçıncı haftada belli olur?
Bir hamilenin karnına bakarak gebe olduğunun anlaşılması yaklaşık 5. ay (20. hafta) civarında mümkün olur. Ancak anne adayının karnı çıplakken 4. aydan sonra (16-17 hafta civarında) anlaşılabilir. Bu durum annenin uzun boylu, kısa boylu, şişman, zayıf, göbeğinde yağ olması gibi faktörlerden etkilenebilir. Örneğin kısa boylu ve zayıf bir annenin karnı daha çabuk belli olur ancak kilolu göbeği yağlı bir annenin hamile olduğunun anlaşılması daha sonraki ayları bulabilir. Karnın belirginleşmesi ve karın şişliğinin büyüklüğü anne adaylarının sandığı kadar önemli bir konu değildir. Hamilelerin birbirlerinin karınlarının büyüklüklerini karşılaştırması doğru değildir, aradaki farklar bir problem olduğunu göstermez, her kadının vücut yapısına göre büyüklük değişebilir.

Karnın büyüklüğüne bakarak  bebeğin kilosu anlaşılır mı?
Her zaman karnın (göbeğin) büyüklüğüne bakarak bebeğin kilosunu tahmin etmek mümkün değildir. Bu yöntem çok yanıltıcı olabilir. Eski yıllarda rahmin en üst noktasının yüksekliği mezura ile ölçülerek bebeğin kilosu tahmin edilmeye çalışışırdı ancak günümüzde ultrasonografinin yaygınlaşması ile bu yöntem pek kullanılmamaktadır. Karnı çok iri olan bir anne adayı bebeğin iriliği konusunda şüphe yaratır ve ultrason ile tahmini kilo ölçülerek gerekirse doğumun sezaryenle yapılmasına karar verilir. Ancak karnı iri görünen bir anne adayının her zaman bebeği iri olmaz, bebeğin kilosu düşük de olabilir. Özellikle kilosu ve karnında yağ tabakası olan annelerin bebekleri küçük olduğu halde dışarıdan iri gibi görülebilir.

Annenin karnının geç belli olması (geç çıkması) bir sorun olduğunu gösterir mi?
Hayır, göstermez. Bazı anne adaylarında karın daha erken belli olurken bazılarında daha geç belli olabilir. Aynı boyda ve aynı kiloda olan hatta ultrasonda bebek ölçümleri aynı olan annelerin bile karınları arasında ciddi farklar görülebilir. Bu fark annenin rahminin pozisyonu ve bebeğin duruşundan kaynaklanabilir.

Karın şişliğinin ve göbeğin şekline bakarak bebeğin kız veya erkek cinsiyeti anlaşılabilir mi?
Halk arasında karnın şekline, yuvarlak veya sivri olmasına bakarak bebeğin cinsiyetini tahmin etme alışkanlığı yaygındır ancak hiçbir doğruluğu yoktur bunun. Bu şekilde tahminlerin tutması tamamen tesadüfidir çünkü zaten sadece kız veya erkek iki cinsiyet olabileceği için yüzde elli ihtimal her tahmin tutabilir. Bebeğin cinsiyeti ile ilgili ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Göbek deliğinin dışarıya doğru çıkması (şişmesi) veya düzleşmesi normal midir?
Hamilelikte rahmin büyümesine bağlı olarak karın içerisindeki basınç artışından dolayı göbek deliği dılarıya doğru çıkabilir, düzleşebilir, göbek belirsiz hale gelebilir. Bu durum normaldir. ancak çok büyük, aşırı bir şişlik varsa göbek fıtığı olabilir, bu durumda mutlaka doktora başvurmalısınız. Doğumdan sonra göbek deliği eski normal haline gelecektir.

Adet ağrısının (sancısının) şiddetli olması yani dismenore öncelikle

ADET AĞRISININ NEDENLERİ
Adet ağrısının (sancısının) şiddetli olması yani dismenore öncelikle primer dismenore ve sekonder dismenore olmak üzere ikiye ayrılır. Primer dismenore adetin ilk başladığı yıllarda başlayan sürekli adet sancısı olmasıdır. Sekonder dismenore ise önceden yokken genellikle 25-35 yaşları arasında sonradan bir nedene bağlı olarak gelişen dismenoredir.

Primer dismenorede sebep olarak herhangi bir patoloji veya hastalık yoktur. Burada ağrı tamamen doğal mekanizmalarla oluşmaktadır. Ağrıya sebep olan yumurtlama sonrası prostaglandin (PGF2α) denilem maddelerin salgılanması ve kanama zamanında rahmin kasılmalarıdır. Rahim içerisinde bulunan kanları atmak için kasılır bu da ağrıya neden olur. Doğum yapmayan genç kızlarda rahim ağzı dar olduğu için kanların boşalması zor olacaktır bu da daha fazla ağrıya neden olacaktır, doğumdan sonra ve genellikle 25 yaşlarında bu ağrılar hafifler.

Sekonder dismenore ise genellikle 25-35 yaşlarında sonradan bir sebebe bağlı oalrak gelişir. Burada sebep endometriozis, adenomyozis, myom, yumurtalık kisti, spiral, rahim içerisinde polip, enfeksiyonlar, PID, daha önce yapılan ameliyatlara bağlı karında yapışıklıklar, rahiç içerisnde perde (septum) bulunması gibi çok çeşitli olabilir. Rahim içerisinde perde olması (septum) ve rahim ağzının bazi ameliyatlar veya enfeksiyonlara bağlı zamanla daralması gibi durumlarda adet kanının dışarı atılması zorlaşır ve bu da ağrıya neden olur.

Ayrıca dismenorede neden adetle ilgisiz karın içerisinde veya pelviste bulunan başka bir patoloji olabilir hasta bunu sadece adet döneminde oluyormuş gibi tarif edebilir, bu ayrımın dikkatli yapılması gerekir.

Servisit rahim ağzı dokusunun çeşitli etkenlere bağlı inflamasyonu

SERVİSİT (RAHİM AĞZI ENFEKSİYONU – İLTİHABI)
Servisit rahim ağzı dokusunun çeşitli etkenlere bağlı inflamasyonu veya enfeksiyonu, iltihabıdır. Kadınların neredeyse yarısında görülen sık rastlanan bir durumdur. Bu inflamasyon veya enfeksiyon çeşitli bakteriler özellikle seksüel geçişli mikrobik etkenlere bağlı veya vajendeki diafram gibi yabancı maddelerin travmasına bağlı oluşabilir.

Sebepleri ve risk faktörleri:
– Vajinal enfeksiyon veya seksüel geçişli enfeksiyonlar (gonore, klamidya, trikomonas..)
– HIV eya HPV ile enfekte olanlar servisit açısından daha risklidir
– Birden fazla cinsel partneri olan kişiler ve partnerlerinde cinsel ilişki ile geçebilecek hastalık olanlar riskli gruptadır
– Vajinaya uygulanan her tür yabancı madde, krem, tampon, diafram, vajinal duş
– Prezervatifteki latex maddesine veya spermsitlere allerjisi olanlarda da buna bağlı servisit gelişebilir

Belirtiler:
Servisit hiçbir şikayet yaratmayabilir fakat en sık akıntı şikayetine neden olur. Akıntı genellikle adet döneminden hemen sonra başlar. Bunun dışında kaşıntı, kasık ve bel ağrısı, ilişki sırasında ağrı, adet dönemi dışında lekelenme tarzında kanamalar, idrar yaparken yanma gibi şikayetler yaratabilir.
Servisitteki enfeksiyonun yukarıya rahim ve yumurtalıklara ve karın içerisine doğru ilerleme riski vardır. Buralara ilerlerse karın ve kasık ağrısı, ateş, bulantı, kusma gibi şikayetlere de neden olabilir.

Tanı:
Servisit muayenede görülerek şüphelenilebilecek bir durumdur. Serviks (rahim ağzı) kızarık, akıntı ve iltihaplı bir görüntüde olabilir. Muayeneye ek olarak kültür, smear hatta serviksin görüntüsüne göre kolposkopi ve biyopsi gibi ek tetkikler yapmak gerekebilir.

Tedavi:
Yukarıda anlatıldığı gibi servisite neden olabilecek vajina içerisine uygulanan herhangi bir madde varsa bunu kullanmayı bırakmak tedaviyi sağlayacaktır. Fakat genellikle servisitin sebebi mikrobiktir ve en çok saptanan klamidya, gonore, trikomonas gibi bakteriler saptanırsa bunlar antibiyotik tedavisi ile geçecektir. Herpes gibi bir virüse bağlı servisit varsa bu etkene yönelik antivirüs ilaçlar gerekebilir. Tedavi süresinde cinsel ilişkiye ara vermek gerekir.

Çoğunlukla antibiyotik tedavisi yeterli olur fakat bazen bu tedavilerle geçmeyen servisitlerde serviksteki anormal hücrelerin ortadan kaldırılması için yakma (koterizasyon), dondurma (kriyoterapi) , lazer gibi uygulamalar yapılabilir. Bu tür işlemlerden sonra 1 ay cinsel ilişkiye girilmemelidir, rahim ağzının iyleşmesi 2 ay sürebilir. Bu süre sonunda kontrol edilecektir.

Eğer enfeksiyonun sebebi cinsel ilişkiyle geçen bir hastalıksa bu durumda erkek partnerinizin de tedavi edilmesi gerekir. Bu durumda partneriniz de tamamen tedavi olana kadar ilişkide bulunmamalısınız.

Servisitten korunmak için:
– İlişkide bulunduğunuz partnerinizin hastalığı olmadığından emin olmalısınız
– Vajinal bir enfeksiyon veya akıntınız olduğunda hemen tedavi olun ki rahim ağzına da enfeksiyon ilerlemesin.
– Hiçbir şikayetiniz olmasa bile yılda bir mutlaka muayene olun ve smear testi yaptırın
– Partnerinizin de düzenli olarak seksüel geçişli hastalıklar açısından muayene olmasını sağlayın
– Vajen içerisine uygulanan kremlerden, kimyasal maddelerden, vajinal duş yapmaktan, deodorantlı tamponlardan, spreylerden kaçının.